Tarafınızca bilindiği üzere 24.12.2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 127 nci maddesiyle 375 sayılı KHK’ ya eklenen 23 üncü maddesinde yer alan idarelerde Personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalışmakta olan işçilere sürekli işçi kadrosuna geçiş hakkı verilmiştir. 
 
Bahsi geçen 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile sürekli işçi kadrosuna geçiş için çerçeve hükümleri belirlenmiş olup ayrıntılı olarak geçişin nasıl olacağına ilişkin usul esaslar ise 01.01.2018 tarihli Resmi Gazetede Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayınlanmış ve sürecin nasıl işleyeceği hüküm altına alınmıştır. Yaşanan bu süreçte kurumlar tarafından, KHK ve buna bağlı yayımlanan Usul ve Esaslar yanlış yorumlanarak işçilere hak mahrumiyetleri yaşatmaya yönelik bir takım uygulamalar yapıldığı tarafımızca öğrenilmiştir. 
 
696 sayılı KHK’ nın 127 nci maddesiyle 375 sayılı KHK’ ya eklenen 23 üncü maddesinin (c) bendinde “Bu kapsamda çalıştırılmalarına ilişkin olarak açtıkları davalardan ve/veya icra takiplerinden feragat edeceğine dair yazılı beyanda bulunmak,” maddesi yer almaktadır. “BU KAPSAMDA ÇALIŞTIRILMALARINA İLİŞKİN” denilmek suretiyle asıl anlatılmak istenen kurumlar aleyhine varsa açılmış olan “MUVAZAA” davalarından feragat edileceğine ilişkin düzenlemedir.
 
Muvazaa davaları ise baştan itibaren asıl işverenin işçisi olabilmek için açılmış olan davalardır. Yani muvazaa davasını açan işçi bu davayı kazanması halinde baştan itibaren asıl işveren olan kurumun işçisi sayılabilmektedir. Doğal olarak 696 sayılı KHK ile taşeron olarak çalışan işçilere asıl işveren olan kurumlar nezdinde kadro hakkı verildiği için eğer sürekli işçi kadrosuna geçecek olan işçilerden muvazaa davası açmış olan var ise bu davalarından feragat etmeleri gerekmektedir. Bunların dışında açılmış olan işçilik alacaklarına ilişkin davalardan kesinlikle feragat edilmemesi gerekmektedir. 
 
Sadece idare aleyhine açılmış olan muvazaa davalarından feragat edileceği açıkça düzenlendiği halde, Kamu Kurum ve Kuruluşları tarafından, aleyhlerine açılmış olan toplu iş sözleşmesi, ücret alacakları, fazla mesai, ulusal bayram genel tatil ücreti alacakları, ikramiye ve diğer sosyal yardımlar, başka kurumlara karşı açılmış olan kıdem tazminatı, yıllık izin, ihbar tazminatı, işe iade davaları gibi davalardan feragat edilmesini sürekli işçi kadrosuna başvuracak olan taşeron işçilere dayatmıştır. Bu dayatma sonucu kadro dışı kalma korkusuyla işçiler mahkemelere başvurarak idare aleyhine açmış kları davalardan feragat etmiş fakat ne yazık ki; 696 sayılı KHK’ da yukarıda bahsetmiş ğumuz davalardan feragat şartı olmadığı için feragat eden işçiler yargılama giderleri ve aleyhlerine hükmedilen avukatlık vekâlet ücretlerini ödemek zorunda kalmışlardır. Bu durum hem KHK nın, hem de hukuk nosyonunun mantığına ters düşmektedir. Zira işçi idarenin hukuksuzluk yapmasından ötürü alacağına kavuşmak adına mahkeme yoluna gitmiş bir de üstüne borçlu çıkmıştır. 
 
Ayrıca 696 sayılı KHK ile yapılan sürekli işçi kadrosu düzenlemesi sayıları yüzbinleri bulan işçi kesim için sevinç kaynağı olmuşken, bazı işçi kardeşlerimiz için de üzüntü kaynağı olmuştur. Zira; 696 sayılı KHK ile 04/12/2017 tarihinde fiilen çalışma, şart olarak koşulmuş hatta 04/12/2017 tarihinde doğum izni, hastalık izni, askerlik gibi sebeplerden ötürü çalışmayan işçilerin yerine gelen joker diye tabir edilen geçici işçilere bile kadro hakkı verilmişken, uzun yıllardan beri kamu kurum ve kuruluşunda çalışmaktayken iş akdi feshedilen fakat işe iade davası devam eden işçilerle ilgili herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Cumhurbaşkanımız ve diğer bürokratlar tarafından “koşulsuz, şartsız” kadro müjdesi verilmişken, joker elemanlara bile kadro hakkı verilmişken, işe iade davası devam eden işçilerle ilgili düzenleme yapılmaması Anayasamızın eşitlik ilkesine de aykırılık teşkil etmektedir. 
 
Bahsedilmesi gereken bir diğer konu da; sürekli işçi kadrosuna geçecek olan işçilerin kadroya geçecekleri idarelere değil de önceden çalışmış kları başka kamu kurum ve kuruluşlarına ilişkin olan açılan davalardan feragat edilmesine ilişkin açıkça düzenleme olmadığı halde bu yola da başvurulduğu ve 696 sayılı KHK’ da açıkça düzenlemesi yer almayan bir hüküm, yorumla idare lehine genişletilerek ve işçilere muvazaa davası olmadığı halde bu davalardan feragat edilmezse kadrodan yararlanılamayacağı şeklinde tehdit unsuru yaratmak, devletimiz tarafından taşeron işçilere verilen sürekli işçi kadrosu düzenlemesinin ruhuna aykırıdır.
 
Sonuç olarak; 696 sayılı KHK yapılış amacında birçok kesimi mutlu eden bir düzenlemeyken, esasında kurumlar tarafından yanlış yönlere çekilmiş ve sürekli işçi kadrosuna başvuru yapan işçilerin ve işe iade davaları devam eden işçilerin bir takım mağduriyetler yaşamasına sebep olmuştur. İlerleyen süreçte mağduriyetlerin giderilmesi için gerekli adımların atılacağına inanıyorum.