Antalya Büyükşehir Belediyesi Önünde Sendikal Özgürlük Açıklaması

Antalya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde görev yapan özel güvenlik görevlilerinin Güvenlik-İş Sendikası'ndan istifa ettirilerek başka bir sendikaya geçirilmeye çalışıldığı gerekçesiyle üzerine, TÜRK-İŞ Antalya İl Başkanlığı ve Güvenlik-İş Sendikası tarafından belediye önünde basın açıklaması gerçekleştirildi.

Açıklamaya Güvenlik-İş Sendikası Genel Başkanı Ömer Çağırıcı, Genel Başkan Yardımcıları Ahmet Durcuk ve Fevzi Karataş, TÜRK-İŞ Antalya İl Başkanı ve TES-İŞ Antalya Şube Başkanı Abdullah Kayser, Güvenlik-İş Antalya Bölge Başkanı Recep Mutaf, İstanbul Anadolu Yakası Bölge Başkanı Ramazan Palak, Antalya Bölge Sekreteri Ferdi Dağdelen, TÜRK-İŞ'e bağlı sendikaların Antalya'daki bölge ve şube başkanları, işyeri sendika temsilcileri ve özel güvenlik görevlileri katıldı.

Basın açıklamasında TÜRK-İŞ Antalya İl Başkanı Abdullah Kayser, Güvenlik-İş Antalya Bölge Başkanı Recep Mutaf ve Güvenlik-İş Genel Başkanı Ömer Çağırıcı konuşma yaptı.

 

TÜRK-İŞ Antalya İl Başkanı Abdullah Kayser: “İşçinin Sendikal Tercihi Özgür İradesidir”

 

Abdullah Kayser: “Bugün burada, TÜRK-İŞ Konfederasyonu ve Güvenlik-İş Sendikası olarak emeğin, alın terinin, sendikal özgürlüğün ve çalışanların anayasal haklarının yanında olduğumuzu ifade etmek için toplandık. Emekçinin iradesine müdahale edilmesine, sendikal tercihinin baskı altına alınmasına, tehdit ve korku ortamı oluşturulmasına izin vermeyeceğiz.

 

Son günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde görev yapan güvenlik görevlisi üyelerimize, mevcut sendikalarından istifa etmeleri ve başka bir sendikaya geçmeleri yönünde baskı ve yönlendirme yapıldığına ilişkin ciddi iddialar tarafımıza ulaşmaktadır. Çalışanların görev yerlerinin değiştirilmesi, çalışma koşullarının zorlaştırılması veya işlerini kaybetme endişesi yaşayacakları yönünde baskı altında bırakıldığına ilişkin iddiaları son derece ciddiye alıyoruz. 

 

Sendika seçmek işverenin değil, emekçinin hakkıdır. Bir işçinin hangi sendikaya üye olacağına, hangi sendikada mücadele edeceğine veya hangi sendikadan ayrılacağına hiç kimse karar veremez. Bu karar yalnızca işçiye aittir. Anayasamızın 51. maddesi sendika kurma ve sendikaya üye olma hakkını güvence altına almıştır. Çalışanların sendikal tercihleri nedeniyle baskı görmesi, ayrımcılığa uğraması veya iş güvencesi üzerinden yönlendirilmesi kabul edilemez. Hiçbir işçi sendika değiştirmeye zorlanamaz. İşçinin ekmeği, ailesinin geleceği ve iş güvencesi hiçbir sendikal hesabın aracı haline getirilemez.

 

Antalya Büyükşehir Belediyesi yönetimine açık çağrımızdır: Çalışanların sendikal tercihleri konusunda tarafsız olun, işçilerin özgür iradesine saygı gösterin. Görev yeri, çalışma koşulları ve iş güvencesini sendikal tercih üzerinde baskı aracı haline getirmeyin.

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Başkanlığına yapılan şikâyetler sonucunda belediyede inceleme başlatılmıştır. Sendikal yetki sürecinin yaşandığı dönemde yaklaşık 50 yeni işçinin işe alındığı yönündeki iddiaların da bütün yönleriyle araştırılmasını istiyoruz.

 

TÜRK-İŞ ve Güvenlik-İş olarak gerekli hukuki ve sendikal başvuruları yapacak, sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız.

 

Baskılara derhal son verin. Emekçilerin sendikal tercihine saygı gösterin. İşçilerin ekmeğini ve iş güvencesini sendikal tercihleri üzerinde baskı aracı haline getirmeyin!

 

Yaşasın emek ve dayanışma.

Yaşasın sendikal özgürlük.

Yaşasın örgütlü mücadelemiz.”

 

 

Güvenlik-İş Antalya Bölge Başkanımız Recep Mutaf: “İşçinin Sendikasına İşçi Karar Verir”

 

Recep Mutaf: “Bugün burada Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan özel güvenlik emekçilerinin özgür iradesine, emeğine ve ekmeğine sahip çıkmak için bulunuyoruz.

 

Ben Antalya Bölge Başkanı olarak yıllardır bu işyerinin ve burada çalışan arkadaşlarımın içerisindeyim. Bugüne kadar arkadaşlarımızın sorunlarıyla birebir ilgilendik. Nöbet yerleri ve çalışma saatleriyle ilgili sorunları çözdük, kulübesi olmayan yerlere kulübe yaptırdık. Disiplin kurulunda onlarca arkadaşımızı işten çıkıştan, yüzlerce arkadaşımızı yevmiye kesme cezalarından kurtardık. Doğumlarında, düğünlerinde, cenazelerinde, iyi ve kötü günlerinde yanlarında olduk. Buradaki arkadaşlarımız dört yıl önce belediyenin en düşük maaşlarını alırken, bugün toplu iş sözleşmemiz sayesinde belediyenin en yüksek maaşlarını alan çalışanlar arasında yer alıyor. Ücret ve sosyal hakları önemli ölçüde geliştirdik. Türkiye’de örneği olmayan Özel Güvenlik Haftası ikramiyesi gibi kazanımlar elde ettik. O halde soruyoruz: Bu insanlar neden bir anda sendikalarından istifa ediyor? Bize ulaşan arkadaşlarımız açıkça baskı gördüklerini söylüyor. ‘Sendikadan istifa et.’ ‘Diğer sendikaya geç.’ ‘İstifa etmezsen görev yerin değişir.’ ‘İşinle ilgili sıkıntı yaşarsın.’ şeklinde söylemlerle karşı karşıya kaldıklarını ifade eden çalışanlarımız var. İşçinin amiri ve işi üzerinden korkutulması, görev yeriyle tehdit edilmesi ve emeğinin baskı aracı haline getirilmesi kabul edilemez.

 

Biz başka bir sendikayla kavga etmiyoruz. Üç isme açıkça soruyoruz. Bugün kamuoyunda özellikle üç isimle ilgili ciddi iddialar bulunmaktadır: Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Danışman Behiç Özdemir ve Zabıta Dairesi Başkanı Yakup Önder. Buradan bu üç isme açıkça soruyoruz: İşçilerin Güvenlik-İş Sendikası’ndan istifa ettirilmesine yönelik herhangi bir talimat verdiniz mi? Daire başkanlarıyla, güvenlik yöneticileriyle veya amirlerle bu konuda görüşmeler yaptınız mı? Çalışanların başka bir sendikaya geçirilmesi yönünde herhangi bir yönlendirmeniz oldu mu? İşçilerin görev yerlerinin değiştirilmesi veya işlerini kaybetme korkusu yaşamalarına neden olan uygulamalardan haberiniz var mı? Varsa bu talimatı kim verdi? Kim uyguladı? Ve bu süreç kim tarafından yönetildi? Biz kimseyi peşinen suçlu ilan etmiyoruz. Ancak Büşra Özdemir, Behiç Özdemir ve Yakup Önder hakkında ortaya atılan bu iddiaların bütün yönleriyle araştırılmasını ve kendilerinin de kamuoyuna açık bir cevap vermesini bekliyoruz. Ayrıca sendikal yetki sürecinin yaşandığı dönemde yaklaşık 50 yeni işçinin işe alındığı yönündeki iddiaların da açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

 

Bu işçiler neden tam bu dönemde işe alındı? Sendikal üyelikleri konusunda yönlendirme yapıldı mı? Bu alımların sendikal çoğunluğu etkilemek amacıyla gerçekleştirildiği yönündeki iddialar doğru mu? Bunların tamamının İş Teftiş incelemesinde ortaya çıkarılmasını istiyoruz. İşçinin özgür bırakılmasını istiyoruz. Baskıyı kaldırın. Mobbingi kaldırın. İşçinin sendikasına belediye karar vermez. Amir karar vermez. Rahat koltuklarında oturan yöneticiler karar vermez. İşçinin sendikasına işçi karar verir.

 

Güvenlik-İş Sendikası olarak üyelerimizin alın terinin, ekmeğinin ve özgür iradesinin sonuna kadar yanında olmaya devam edeceğiz.

 

Buradan tüm özel güvenlik emekçilerine sesleniyoruz:

 

Korkmayın. Baskıları ve tehditleri bize bildirin. Yalnız değilsiniz.”

 

Güvenlik-İş Sendikası Genel Başkanımız Ömer Çağırıcı: “Güvenlik-İş Sendikası Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde var olmaya devam edecektir”

 

Değerli basın emekçileri,

 

Güvenlik-İş Sendikası, 2011 yılında Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde görev yapan özel güvenlik işçileri tarafından kurulmuştur. Kurulduğu günden bu yana özel güvenlik görevlilerinin çalışma koşullarının ve özlük haklarının geliştirilmesi için mücadele eden sendikamız, bugün de aynı anlayışla çalışmalarını sürdürmektedir.

 

Antalya Büyükşehir Belediyesi ile sendikamız arasındaki ilişki de bugüne kadar çalışanların haklarının geliştirilmesi ve çalışma hayatında yaşanan sorunların çözümü üzerinden ilerlemiştir. Nitekim Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde bu dönem imzaladığımız toplu iş sözleşmesi, belediyeler arasında özel güvenlik emekçileri açısından en iyi ücret ve sosyal hakların elde edildiği sözleşmelerden biridir. Bu nedenle öncelikle şunu açıkça ifade etmek istiyorum: Bizim belediye ile bir sorunumuz yoktur. Belediyenin yöneticileriyle de hiçbir sorunumuz yoktur.

 

Tarihler 2 Ağustos’u gösterdiğinde belediyeden yaklaşık 260 arkadaş bir anda istifa etti. Bölge Başkanımız ve arkadaşlarımız çalışma yaptılar. Biz de o tarihlerde Antalya’da teşkilat toplantımızı gerçekleştiriyorduk. Sendikamızın diğer bölge başkanları, Antalya Bölge Başkanımız ve arkadaşlarımız istifa eden arkadaşların yanına gittiler.

 

‘Değerli meslektaşlarımız, kıymetli üyelerimiz, sendikamızda bir eksiklik mi gördünüz? Bizim çözülemeyen bir sorunumuz mu vardı? Neden sendikamızdan, neden TÜRK-İŞ’ten istifa ettiniz?’ diye sordular.

 

Arkadaşların cevabı şu oldu:

 

Başlarını aşağıya eğdiler, helallik istediler. ‘Utanarak, sıkılarak sizin yüzünüze bakıyoruz’ dediler.

 

‘Üzerimizde çok büyük baskı var. Ben Antalya merkezde yaşıyorum. On beş yıldır bu belediyedeyim. Burada tazminatım var. Beni Kaş’a sürmekle, başka ilçelere sürmekle tehdit ettiler. Bize beş dakika verdiler. Beş dakikada istifa ediyorsanız edin, etmiyorsanız siz bilirsiniz. Dediler.

 

Bir günde 261 kişi istifa etti. Bu sendikalar kanuna aykırı, yasaya aykırı, anayasaya aykırı. Ama belediyenin yönetimi ne kanun tanıyor ne Anayasa tanıyor.

 

Türkiye’de özel güvenlik mesleğini temsil eden ve bizzat bu mesleğin içinden gelen kişilerin kurduğu Güvenlik-İş Sendikası olarak, yaşanan bu sürecin takipçisiyiz. Antalya’yla hiçbir organik bağı olmayan, Ankara’da kurulmuş bağımsız bir sendikaya çalışanların zorla üye yapılması açıkça yasa dışıdır. Ancak Antalya Büyükşehir Belediyesi yönetimi ne Anayasa ne de kanun tanımaktadır.

 

Bu operasyonun arkasındaki isimler ve izledikleri yöntemler net bir şekilde bilinmektedir. Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir, Büşra Hanım’ın eşi Behiç Özdemir, Zabıta Daire Başkanı Yakup Önder, sıralı amirler aracılığıyla iş yerlerini tek tek gezerek çalışanları istifaya zorlamış; bu durum teşkilatımız tarafından canlı tanıklar, telefon kayıtları, WhatsApp yazışmaları ve delillerle kayıt altına alınmıştır. Belediyeyi arayan meclis üyelerine dahi ‘Siz bu işe karışmayın’ yanıtı verilmiştir.

 

Sosyal demokrat kimliğiyle övünen Antalya Büyükşehir Belediyesi, bugün maalesef baskının, tehdidin ve zulmün merkezine dönüşmüştür.

 

Tüm bu süreçte hukuki zeminden ayrılmadık. Biz bu süreçten sonra belediye yönetimiyle görüşmeler yaptık. Antalya Bölge Başkanımız görüşmeler yaptı. TÜRK-İŞ Konfederasyonumuz gerekli yetkili makamlarla görüştü.

 

Bu olaylar yaşanırken belediye yönetimiyle görüşmeye başladım. Bizzat şahsım, istifaların olduğu gece Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Hanım’la görüştüm.

 

Kendisine tarafsız olması gerektiğini, Anayasa’ya ve kanunlara uyması gerektiğini bizzat telefonda ilettim. Kendisinden tüm çalışanlara bir kısa mesaj atmasını, bu sendikal baskının tarafı olmadıklarını mesaj yoluyla iletmesini istedim.

 

Kendisi ısrarla bu mesajı atmadı. Aynı baskılar, aynı tehditler devam etti.

 

Bu süreçte Bölge Başkanımız Recep Mutaf, Bölge Sekreterimiz Ferdi Dağdelen’in Antalya’da ve bu belediyede bir ağırlığı, bir geçmişi vardır. Bizler bu süreçte belediye yöneticileriyle birebir görüştük. Belediye meclis üyeleriyle görüştük.

 

Belediye meclis üyeleri de Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Başkan Vekili’ni aradı. Başkan Vekili’nin cevabı:

 

‘Sizler bu işe karışmayın.’ oldu.

 

Buranın hiçbir siyasi muhatabı yoktur. Burası şu an Cumhuriyet Halk Partisinde görünmektedir.

 

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na sendika olarak da mektup yazdık ve tüm süreci açık bir şekilde ifade ettik.

 

Buradan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na sesleniyorum:

 

Size mektup yazdık, durumu anlattık. Antalya Büyükşehir Belediyesi yetkilileri ve yönetimi hakkında gerekli işlemi yapacak mısınız?

 

Buradan kamuoyuna soruyorum.

 

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na mektup yazdım. Randevu alıp yüz yüze görüşerek bütün delilleriyle her şeyi kendisine sunacağım. Teftişin çıkacak raporlarını da sunacağım.

 

Bu basın açıklamasının devamını farklı bir ortamda, farklı bir yerde de yapacağım.

 

Bugün biz burada Antalya’da belediyenin önünde yaklaşık bin kişi olacaktık. Bizden rica ettiler, biz de temsilcilerimizle buradayız.

 

Burası Muz Cumhuriyeti Değil

 

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan özel güvenlik görevlisi üyelerimiz, kıymetli meslektaşlarımız;

 

Sizler Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde görev alanlarınızı ve yerlerinizi koruyorsunuz. Personellerini koruyorsunuz. Biz de Güvenlik-İş Sendikası olarak sizleri her şartta koruyacağız.

 

Biz hiçbir şekilde korkmayız, değerli arkadaşlar.

 

Bu ülke hukuk devletidir. Bu ülkenin adı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir.

 

Güvenlik-İş Sendikası olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Başkanlığı’na gerekli tüm şikayetlerimizi yaptık. Şikayet üzerine belediyeyi incelemeye aldılar. Müfettişler buradayken dahi baskılar devam etti. 50 yeni özel güvenlik görevlisini işe aldılar. Yenilgilerini kabullenmediler. Güvenlik-İş Sendikası o kadar büyük sendika ki 50 yeni meslektaşımız özel güvenlik görevlisi iş sahibi oldu. Ne yaparlarsa yapsınlar Güvenlik-İş Sendikası Antalya Büyükşehir Belediyesinde her zaman var olacaktık.

 

Ama size samimi olarak bir şey söylüyorum: Bu belediyeyi yönetenler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni muz cumhuriyeti sanıyorlar. Ama yanıldıklarını hukuk önünde hesap verdikleri zaman anlayacaklar.

 

Yaptıkları tüm kanunsuz işlemlerde YAKALANDILAR.

 

Güvenlik-İş Sendikası Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde var olmaya devam edecektir.

 

Her şartta, ne olursa olsun, bu belediyede hangi siyasi parti kazanırsa kazansın.

 

Çünkü Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan özel güvenlik görevlilerinin kurmuş olduğu bir sendikayız.

 

Sıradan bir sendika değiliz biz.

 

Yaşasın TÜRK-İŞ

Yaşasın GÜVENLİK-İŞ

Biz Birlikte Güçlüyüz.